Bugün 2009 yılında İngiltere'de yaşadığım dönemde kaleme aldığım bir yazıyı yinelemek istiyorum;
''PLEASE GIVE UP THIS SPACE TO A PERSON IN A WHEELCHAIR''
Brighton, 2006 yılından beri her yaz gelip, kısa süreli kaldıgım Ingiltere'nin West Sussex bölgesinde bulunan güney şehri, 27 haziran 2009'dan beri de sürekli yasadiğim yer.
250.000 nüfuslu şehrin kişi sayısı, yaz aylarında turist ve yabancı uyruklu öğrencilerle birlikte iki katına çıkıyormuş; Londra'ya tren ile 45 dakika mesafede olması ve benim gibi gözleri deniz arayan kişilerin favori şehri.
Engellilerin yaşaması için var edilmiş bir şehir bana göre; toplu taşımacılık ona göre düzenlenmiş, istisnasız bütün otobüsler tekerlekli sandalye kullanıcılarına göre, her otobüsün içinde tekerlekli sandalye için ayrılmış alan ve de 3 bebek arabası bölümü bırakılmış, otobüslere evcil hayvanlarınızla da binebiliyorsunuz. Otobuse bindiğinizde elinizdeki alış-veriş torbalarını koyabileceğiniz bir stand yapilmiş, o standa scooter'i ile binen bir çocuğun scooter'ını koyma imkani da verilmiş. Eger tren istasyonuna bavulu ile giden bir yolcu iseniz bavulunuzu da oraya koyma konforunu size sağlamiş otobüsler.
Trenlerde ise, yine tekerlekli sandalyelilerin seyahat edebileceği ayrı bölümler, bisikletliler için bisikletini bağlayıp oturabilecekleri bölümler diğer kişilerden ayrılmış durumda. Tüm vagonlarda ise anneler için çocuklarının alt bezlerini değiştirebileceği, engellilerin kullanabileceği tuvaletler mevcut. İngiltere'de trene binmeden önce görevli size mutlaka ineceginiz istasyonu soruyor ki, inmek istediğiniz durakta bir görevli önceden bulunup size rampayı açabilsin diye.
Bazı otobüs şoförleriyle de rampa konusunda sorun yaşamadım değil ama gerekli yere elektronik mektubu gönderdiğimde beni muhatap alıp karşiılığında bana zarflı mektup ile geri dönüş yaptılar (bağlı olduğum okul yöneticisine de öğrencilerini madur ettikleri için oraya da bir özür mektubu ile), üstelik içine bedava otobüs bileti de koymuşlardı; Istanbul'da ise bütün şikayet mektuplarm cevapsız kalmiştı.
Bir otobus şoförü var ki, bir insan meslegini nasıl bu kadar sever; otobüsü kullanırken sürekli şarkılar söyleyip, ıslık çalıyor, yolculara inmek için kullandığımız düğmelere basmamamızı onun yerine ''din din din'' diye ona seslenmemizi söylüyor, sabahları o şoföre denk gelirsem günüm çok keyifli başlıyor, ayrıca Türk olduğumu öğrendiğinden beri bana türkçe olarak ''Merhaba, nasılsın? Hoşcakal'' diyerek tüm yolculardan ayrı hissetmemi sağlıyor.
-----
Türkiye'de ise otobüs şoförleri ile her zaman problem yaşadım bunu da Hakkı Devrim 29 mayıs 2007 tarihli Radikal gazetesinde ''Engelli ile Otobüs şöförü'' başlıklı yazısında kaleme almıştı;
''Engelli ile otobüs şoförü''
Okan'ın Makina kadrosunda, Ömür Kınay da benim gibi misafir. Cumartesi akşamları ben saatlerce olduğum yerde hiç kımıldamadan oturuyorum ya! Pek güzel, akıllı, çalışkan ve bunların sonucu bilgili bir genç kız olan Ömür de oturuyor. Aramızdaki fark, ben dikilip yürüyebildiğim halde, o tekerlekli sandalyesinden ayrılamıyor.
Cumartesi akşamı Ömür'le baş başa konuşuyorduk. Ciddî bir şikâyeti vardı kızımın.
Otobüs şoförlerinden dert yandı. Toplu taşıta binerken yalnızsa, arabasını katlayıp almak ve Ömür'e de biraz destek olmak üzere birinin ona yardımı gerekiyor. Cebinde Engelli Kartı var.
Toplu taşıt bilet al demeyecek ona. Şoförün lütfedip yerinden kalkacak ve birkaç dakika gecikmeyi göze alarak Ömür'ün otobüse binmesine yardım edecek. Bunu bir yolcu da yapabilir elbette, ama şoförün razı olması şart.
– Yardımcı olmuyorlar, diyor. Israr ederseniz insanı terslemekten, kalp kırmaktan da geri durmuyorlar.
– Taksi şoförleri de böyle kaba mı davranıyor?
– Uzak bir yere gidecekseniz alıyorlar. Kısa mesafelerde onlar da yanaşmıyor.
– Benzer başka sıkıntıların oluyor mu?
– 23 mayıs çarşamba günü saat 15.00'te Ataköy merkez durağında 34 BC 1737 / A 116 plakalı otobüsün şoföründen rica ettim. Cevap bile vermedi.
Şikâyet etmiyorum, hayır! Kendim arayacağım. Şansım varsa rastlarım, otobüs plakalarını gözetlemeye başladım bile. Bulursam o insafsızı, ne yapacağıma da o zaman karar vereceğim. '' Hakkı Devrim.
-----
Sonuç: 15 milyonluk şehrimde 17 adet Bedensel Engellilerin kullanımına uygun Belediye Otobüsü mevcut, 250.000 nüfuslu Brighton'da tüm otobüsler. Sistem kurulmus. Tıkır tıkır işliyor.
http://www.dunyahaber.com/lutfen-bu-alani-tekerlekli-sandalyeliye-birakiniz-makale,194.html
17 Temmuz 2011 Pazar
LÜTFEN BU ALANI TEKERLEKLİ SANDALYELİYE BIRAKINIZ
Etiketler:
dunya haber,
engelli,
hakkı devrim,
ömür kınay
12 Temmuz 2011 Salı
PAÇASINA İŞEMEYE MERAKLI HALKIM
Güneşli bir Pazar, Eyüp’e gidelim, orada bir Haliç turu yapalım dedik; yiyip, içtikten sonra tuvalet aramaya koyulduk.
İlk bakılan yerler restaurant tuvaletleriydi, nafile bir çabaydı çünkü heryerde ‘’alaturka’’ diye tabir ettiğimiz o lanet tuvaletler bedensel engelli, tekerlekli sandalyeli kullanıcılarının kullanımına imkan vermemekteydi.
Cami tuvaletleri, zabıta müdürlüğü binası, benzinci…
Her yerde alaturka tuvaletler üstünüze üstünüze geliyor,
İlk bakılan yerler restaurant tuvaletleriydi, nafile bir çabaydı çünkü heryerde ‘’alaturka’’ diye tabir ettiğimiz o lanet tuvaletler bedensel engelli, tekerlekli sandalyeli kullanıcılarının kullanımına imkan vermemekteydi.
Cami tuvaletleri, zabıta müdürlüğü binası, benzinci…
Her yerde alaturka tuvaletler üstünüze üstünüze geliyor,
Sonunda bir umumi tuvalet bulduk üstelik engelli tuvaleti pictogramı’da var, şahane…
Tuvalet alt kata konumlandırılmış, yanında bir de güzel rampası var, rampa da inişe gayet müsayit ancak paçasına işemeye meraklı halkım ve benim aramda gelişen diyaloglar hiç de öyle güzel konumlanmadı.
Ömür: Affedersiniz Engelli Tuvaleti ne tarafta acaba?
Ömür: Affedersiniz Engelli Tuvaleti ne tarafta acaba?
WC Görevlisi: Burası
Ömür: Nasıl yani? Burada turnike var (hani şu bilet gösterip, üç kollu metal zımbırtıların dönerek geçiş izni verdiği şey)
WC görevlisi: Eee, Evet, buradan geçmez mi?
Ömür: bippppppppppppppppp (yazar burada bip yazarak okuyucuda merak uyandırmak istemiştir; Acaba ne demiştir???)
http://www.dunyahaber.com/pacasina-isemeye-merakli-halkim-makale,186.html
http://www.dunyahaber.com/pacasina-isemeye-merakli-halkim-makale,186.html
Etiketler:
alaturka wc,
engelli tuvaleti,
Eyüp,
ömür kınay
3 Temmuz 2011 Pazar
dunyahaber.com
Benim de yazarları arasında bulunduğum haber sitesi; lütfen takip edip, paylaşınız...
http://www.dunyahaber.com/
http://www.dunyahaber.com/
29 Haziran 2011 Çarşamba
Ben ENGELLİYİM
Türkiye'de engelliye okuma hakkı, çalışma imkanı, sosyal yaşamda var olma hakkı verme; üstüne üstlük ebeveyninden kalan sgk maaşı var diye, engelli maaşına bağlama, sözüm ona Engelli İndirimi adı altında 2-3 tl. gibi indirimler yap, sonra Türkiye'nin Dev firmasıyız safsataları ile göz boya.
Ben bir ÖZÜRLÜYÜM (sizin bana yakıştırdığınız isimle), Emlak vergimi, Gelir vergimi, Dask vergimi, Özel İletişim vergimi, Tüketim vergimi aldığınız bir ENGELLİ...
Marmara Depremi'nde yıkılan evimize karşılık, bizi (mimari koşulları Bedensel Engelliye uygun inşa edilmeyen) Deprem Konutları'nda oturma zorunluluğuyla başbaşa bırakan, insanca yaşama hakkımı elinden alan, ulaşımımı taksi ile yapmak zorunda bıraktığınız Engelli...
-------------------------------------------------------------------------------------------
TTnet Adsl Engelli İndirimi
Sürekli kota aşımı yaptığımı söyleyen TTnet'ten hiç memnun değilim, ne yazık ki bir yıllık sözleşme altına attığım imza yüzünden her ay minimum 49.tl ödüyorum, ben de sınırsıza geçeyim bari diye düşünüp bir de Engelli indirimi var mı? diye yaptığım araştırma sonucu şu bilgilere ulaşıyorum;
-------------------------------------------------------------------------------------------
TTnet websitesinden alıntı:
Ttnet adsl'de engelli indirimi
Değerli Müşterimiz,Kampanyadan yeni abone olan ve mevcut taahhütsüz tüm müşterilerimiz 24 aylık abonelik taahhütnamesi imzalayarak yararlanabilmektedir.
Kampanya kapsamında 24 ay indirimli fiyatlar, ücretsiz kablosuz modem sunulmaktadır. Ayrıca kampanya kapsamında bağlantı ücreti olan (24 TL) alınmamaktadır.
Kampanyamız şu an için sadece 3 paketimiz üzerinden uygulanmaktadır. Net4, Net6 ve Netlimitsiz paketlerini kullanan ve görme engeli bulunan müşterilerimiz kampanyamızdan yararlanabilmektedir.
Kampanyadan yararlanmak için;
Türk Telekom Ofislerine giderek Görme Engelli olduğunuzu ispat edecek belgeniz ve kimlik fotokopinizle bu kampanya kapsamında abone olabilirsiniz.
Kampanya kapsamında uygulanacak indirimli tarife ücreti aşağıdaki tabloda yer almaktadır.
--------------------------------------------------------------------------------------------
İDO - İstanbul Deniz Otobüsleri
Tam bilet ücreti 15 tl. iken, engelli indirimi 13 tl.dir.
--------------------------------------------------------------------------------------------
12 haziran 2011 seçimi öncesi açıklanan Engelliler Emlak vergisi ödemeyecek yalanı;
Yıllardır gelir vergisini ödediğim; girişinde merdiven olan Deprem Konutları'ndaki daireme Emlak Vergisi ödemek zorundaydım, ödüyordum, ödemeye devam...
Efendim birinci şart o evde oturmam gerekiyormuş; diğer şartlara değinmiyorum, illa her engelli için bir madde hayatında söz konusudur ve Emlak Vergisi Muafiyeti koca bir yalandır.
--------------------------------------------------------------------------------------------
Son zamanlarda en çok tutan şey ise; toplumun her kesiminde, gençlerde ve çocuklarda engellilere yönelik duyarlılık yaratma amaçlı yapılan FARKINDALIK ÇALIŞMASI.
Farkında olmuş bir toplum özlemiyle...
Etiketler:
adsl,
engelli,
engelli indirimi,
ido,
ömür kınay,
ttnet
27 Haziran 2011 Pazartesi
13 haziran 2011
Ertesi gün kepçe sesleri ile uyandı, sokak bir baştan bir başa kazılıyordu, camı açtı
-Kolay gelsin ama ben bu evden nasıl dışarı çıkacağım… diye sordu.
* Vallahi abla bu sokak böyle tamamen kazılacak sen istersen şimdiden evden çık ama merak etme biz seni taşırız’’ yanıtını aldı…
Zihniyle beraber, yüzüde iyice gerildi; belediyenin telefonunu çaldırdı,
Sesli yanıt: Dilek ve şikayetleriniz için…
-Beyefendi, ben tekerlekli sandalyeliyim, kapımın önü kazılıyor ve akşamüstü saat dörtte evimden çıkmak zorundayım.
**Vallahi hanımefendi, ben de bir özürlü babasıyım…
-Belediye olarak bunu hep yapıyorsunuz, bir gün önceden neden mahalle sakinlerine haber vermiyorsunuz, insanların arabalarını da sokaktan çıkarmalarına müsaade etmiyorsunuz?
**Vallahi hanımefendi gayet şeffaf bir seçim ertesindeyiz, burası TÜRKİYE…
Evet burası TÜRKİYE…
artık her münakaşa, dönüp dolaşıp ona karşı bir ithamla neticeleniyordu.
28 Mayıs 2011 Cumartesi
A little seahorse
21 Mayıs 2011 Cumartesi
Şafak Pavey - en az 8,5 milyon’un temsili - Siyaset Meydanı
”12 Haziran seçimleri öncesi ‘Siyaset Meydanı’, siyasi partilerin önde gelen isimlerini halk meclisiyle buluşturmaya devam ediyor. Bu haftanın konuğu, çiçeği burnunda CHP’li Şafak Pavey… Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonunda diplomat olarak görev alan İstanbul 1. Bölge milletvekili adayı Şafak Pavey canlı yayında soruları yanıtlayacak”
12 Mayıs 2011 tarihli yayın.
Safak’i umut yasatiyor…
Bu yazi 24 Mayis 1996 saat 09:03’te Cenevre’de trenin altinda
bedeninin yarisini birakan kizim Safak Pavey’in cesaret ve
metanetinin tasavvuf sozlugundeki cevabidir.
Ayse Onal
Her sey 24 Mayis’ta bir aksam ustu telefonu ile baslamadi. O cuma
saat 11:00’de bir telefon konusmasinda ansizin sizlayan burnum ve
gozlerimden sessizce suzulen birkac damla yasin nedensiz sebeplerini
telefonun ote yanindaki sese sordum:
“Bana ne oluyor durup dururken agliyorum.” Cevap, “Yaslaniyorsun
artik” oldu. Oysa en cok gulmekle elestirilirdim. Oysa tam burnumun
sizladigi o sirada saat Zurih’te 10:00’da Safak Pavey, tren
istasyonunda kurulan seyyar hastanede, bilinci ve metaneti yerinde
ameliyat olmaktaydi. Bunu ertesi gun ogrenecektim. Ve diger seyleri
de… (alıntı)
————————————————————————————————————————————————-
CHP’nin seçim listesinde ismi açıklanan, beni ve 8,5 milyon engellinin dışında ilerici, bağımsız, özgürlük ve eşitliği savunan kişilerin seçmesi gerektiği, örnek-mücadeleci isim ŞAFAK PAVEY.
Saints Sergius and Bacchus - Küçük Ayasofya
KÜÇÜK AYASOFYA – İSTANBUL GEZİ REHBERİ - Murat Belge
Bukoleon’un bu kalıntısının hemen ilerisinde, sarayın özel limanının olduğu bölgeye geliyoruz. Küçük bir girinti olan (ve tamamen dolan) bu limanda, şimdi Arkeoloji Müzesi’nde bulunan iki aslan heykelinden ötürü Porta Leonis adıyla anılan kapıdan içeri, saraya geçiliyordu. İmparator, saltanat kayağına bu limanda binerek kentin çeşitli yerlerine denizden gidiyordu. Bir depremde çöktükten sonra kapı Türkler tarafından ‘’Çatladıkapı’’ diye adlandırıldı. Başka bir iddiaya görede, fetihten az sonrada burada yaşadığı bilinen ‘’Çatladı Kasım’’ adlı birinin adının bozulmuş şeklidir bu. Gene buralarda, ‘’faros’’ (fener) diye anılan bir sur burcu vardı: Bizans’ın kalelerden kalelere ateş ve dumanla verilen tehlike sinyallerinin son menziliydi bu kule; doğu tarafından yaklaşan düşman ordusu hakkında verilen tehlike sinyallerinin son menziliydi bu kule; doğu tarafından yaklaşan düşman ordusu hakkında verilen duman işareti enson buraya ulaşırdı. Aynı adı taşıyan , İsa’dan kaldığına inanılan kutsal eşyaların saklandığı kilise , 1204 Latin işgalinde yok oldu.
Şehre giren yolun karşısına geçip yürüyoruz; birazdan, surların içinde kiliseden çevrildiği fark edilen bir cami görüyoruz.Amacımız surları keşfetmek de olsa, buradan içeriye kısa bir sapma yapmakta yarar var. İlkin, Küçük Ayasofya’ya (planı Ayasofya’yı andırdığı için Türkler bu adı vermişti) ya da eski adıyla Sergios ve Bakhos Kilisesi’ne bakalım. Bu kilisede Iustinianos’un imar dönemi eserlerindendir ve 527’de , yani asıl Ayasofya’dan birkaç yıl önce yaptırılmıştır. Dethier bu kiliseyi Iustinianos’un karısı Theodora’nın yaptırdığını söylüyor. Ama bir başka yaygın efsaneye göre Iustinianos, İmparator Anastasios’a karşı bir suikast komplosuna girişmiş ya da giriştiği iddia edilmiş. O sırada bu iki aziz imparatora rüyasında onun suçsuz olduğunu söylemişler ve böylece Iustinianos idamdan kurtulmuş. Iustinianos bu kiliseyi yaparak azizlere şükranını dile getirmiş.
Iustinianos’un temsil ettiği parlama, Bizans tarihinde kısa bir rönesans gibi olmuş, herhalde dönemin mimarlarını da etkilemiş ve onları yeni yeni planlar aramaya teşvik etmişti. Sergios ve Bakhos ilginç bir plana sahiptir. Kareye yakın bir dikdörtgen üzerine oturan bir sekizgene dayanan değişik bir kubbesi vardır. Sekizgen, aralarında ikişer sütun bulunan sekiz payeden oluşur. Bunların üstüne oturan dört kemer ve dört yarım kubbe, Rüstem Paşa ve daha sonra Edirne’deki Selimiye camileri hakkında ilginç bir fikir verir gibidir. Alt katta, sütunlarla dış duvarlar arasında bir çeşit ambulatuar biçimlenir. Üst katta da geniş, güzel bir galeri vardır. Sütunlar pembe ve yeşil, somaki mermerdendir.Yapıldığı zaman bütün duvarların çok güzel mermerler ve ayrıca mozaiklerle kaplı olduğunu biliyoruz. Sütunların üzerindeki üst galeri boyunca Yunanca yazılar görülüyor.
Kilisenin mimarı bilinmiyor. Bu da yazık , çünkü binanın planınnın son derece doğurgan olduğunu biliyoruz.
Iustinianos’un bir tür rönesansı temsil ettiğini söylemiştim. İtalya seferinin kısmi başarısından sonra, Ravenna kentinde de bir Bizans kilisesi inşa edilmişti: Bugün de orada olan San Vitale Kilisesi’dir bu. 547’de tamamlanan kilisenin planı Küçük Ayasofya’nın palanının eşidir.
Ama daha ilginç olanı, Büyük Karl’ın (Charlemagne) 790-805 arasında yaptırdığı Aachen Katedrali’nin de (San Vitale modeline göre yapıldığı için) aynı plana sahip olmasıdır. Karl bu kenti, kurduğu Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nun başkenti oarak ihya ediyordu. Kilisede böyle bir başkente yaraşır, debdebeli bir katedral oldu.
Böylece, bir yanda Aachen katedrali, bir yanda Edirne’deki Selimiye Camii, iki tamamen farklı medeniyetin birbirine (görünüşte) hiç benzemeyen bu iki anıtı, aslında İstanbul’daki mütevazi Sergios ve Bakhos’tan türemedir.
Caminin bir köşesinde, eski çağda yangın söndürmekte kullanılan, ‘’tulumba’’ dediğimiz aletin bir örneği vardı, şimdi buradan alınıp İtfaiye Müzesi’ne götürülmüş. Yangın çıkınca tulumbacılar bu sandığı sırıklarla sırtlarına alır, yalınayak koşarak yangın yerine gelir ve aletin iki ucundaki kollara basarak hortumla su sıkarlardı. İşin tuhafı bu ilkel itfaiye aracını, Müslüman olarak Davud Gerçek adını alan bir Fransız keşfetmişti.
Küçük Ayasofya’nın önündeki medrese avlusu, 16. yüzyıl başında kiliseyi camiye çeviren Kapı Ağası Hüseyin Ağa’nındır (medrese boşaltıldı ve burada kahveler dükkanlar açıldı).
Kaynakça: İstanbul Gezi Rehberi – Murat Belge (Sayfa no 46-48)
Resimler: archnet.org (alıntı)
Etiketler:
küçük ayasofya,
ömür kınay,
Saints Sergius and Bacchus
MARDİN
Mardin, kuzey Mezopotamya’da yer alan bir ilimizdir. Adı “Merdin” olup “kaleler” anlamına gelir. Gerçekten de şehir dağ üzerine kale gibi kurulmuştur. Timur, iki defa saldırmasına karşılık bu şehri alamamıştır.Mardin Hurri ve Mitanni’lerin kontrolünde olan Hanigalbat bölgesi içinde kalmıştır. Hurriler, Anadolu’ya ilk atı getiren topluluk olarak bilinir.Daha sonraki yıllarda Asurlular genişleyerek bu toprakları ele geçirir. Asurlular daha çok Anadolu’da oluşturdukları Asur Ticaret kolonileri ile ünlüdür. Asurlular gerileme döneminde başkent Ninova’yı kaybettikten sonra iki yıl Harran’ı başkent olarak kullanmışlardır. Bu dönemde Mardin, Asurluların yönetiminde kalmıştır.MÖ 500 yıllarında ise bu bölge ve Anadolu’nun büyük bir kısmı Persler’in kontrolünde yaşamıştır. MÖ 334 yılında Büyük İskender Makedonya’dan Anadolu’ya girerek Pers imparatoru III. Darius ile iki defa savaşmış ve Pers imparatorluğuna son vermiştir.
Bu bölge Hristiyanlık tarihi bakımından da önemlidir. Bu bölgede yaşayan Süryaniler, Hristiyanlığı kabul ettikten sonra kilise ve manastırlar yaptırmışlardır. Bu kilise ve manastırların birçoğu günümüzde ayaktadır. Dünyadaki Süryaniler 600 yıl (1293-1932) Mardin’deki Deyrül Zaferan manastırından yönetilmiştir. Roma İmparatorluğu Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul ettikten sonra bu bölgede kiliseler yaptırmış veya yapımına katkıda bulunmuştur.MÖ 131 yılında Şanlıurfa’da Abgar (Ostrohone) devleti kurulmuştur. Mardin, bu devletin etkisinde kalmıştır. Tarihte Hristiyanlığı ilk kabul eden kral, bu devletin kralı Abgar olarak kabul edilir. Milattan sonra, zamanın iki büyük gücü olan Roma imparatorluğu ile Pers’ler arasında bu bölge paylaşılamamış, zaman zaman bu iki ülke arasında el değiştirmiştir. Roma İmparatorluğu, Pers saldırılarına karşı çeşitli yerlerde garnizonlar ve kaleler kurmuşlardır. Bugün kalıntıları görülen Dara, milattan sonra Romalılar tarafından kurulmuştur. Dara, Romalıların, Pers (Sasani) saldırılarına karşı koymak amacıyla kurduğu birkaç garnizondan birisidir.Roma imparatoru Anastasius Dara kentini imar etmek için içinde mühendislerin de bulunduğu bir ordu göndermiştir. Bu ordu, bir an önce geriye dönme arzusuyla çok hızlı bir şekilde çalışarak hesaplanan süreden daha kısa bir zaman içinde imar işini bitirmiştir.Bu arada Mardin sınırları içinde bulunan Deyr-Zaferan manastırını da bu ordu yapmıştır. Aslında manastırı daha önceden var olan bir tapınak üzerine kurmuşlardır. Bugün, manastırın mahzeninde bu güneş tapınağı ziyaret edilebilmektedir.Dara harabeleri, Mardin- Nusaybin yolu üzerinde bulunmaktadır. Mardin’den 25 km doğuda, yolun sol tarafında Oğuz köyü‘ndedir. Mardin-Nusaybin yolundan 9 kilometre kuzeydedir. Nusaybin’e 25 km uzaklıktadır. 1986 yılında Sit alanı ilan edilmiş olup, 1988 yılından beri kazı yapılmaktadır.Burası, ipek yolu üzerinde bulunduğu için, henüz somut bir kanıt bulunmasa da çok eski dönemlerde de yerleşim yeri olması ihtimali olabilir.Oğuz köyü-Dara’dan okul bitiminde evine giderken bir kız çocuğuAntik kent, yaklaşık dört kilometre uzunluğunda bir sur ile çevrilmiştir. Bugün kalıntıları görülmekte olan sur, eski çağlarda şehirlerin korunması amacıyla sık sık başvurulan bir yöntemdir. Eski Sümer şehir devletlerinin etrafı hendekler ile çevrilerek korunmuştur. Daha sonraki çağlarda şehirler surlar ile korunmuştur. Bugün birçok antik kentin etrafını çeviren surların kalıntılarına rastlamak mümkündür. Prof. Dr. Metin Ahunbay, surların üzerindeki burçların yerini belirlemiş ve 1/1000 ölçekli plan üzerinde göstermiştir Bu burçlardan ancak çok azı ayakta denebilecek durumda olup çoğu fazlaca tahribat görmüş ve toprak altında bulunmaktadır.Naneli Ayran; yüzümün burşması sadece serinliğinden, lezzeti yerindeydi. Kucağımda Arşil ile…Dara antik kentinde bir de iç kale vardır. Şehrin kuzeyinde bulunur. İç kale yüksekçe bir tepe üzerinde kurulmuştur. Antik kentlerde iç kale, savunma amacıyla genel olarak yükseklere kurulmaktadır.Oğuz köyü-Dara’dan teneffüs zamanında oynayan bir çocukDara antik kenti mimari yapısıyla Roma şehirleri özelliği göstermektedir. Roma kentlerinde genel olarak kamu binaları, çarşı, tiyatro, hamam gibi yapılara sahiptir. Romalılar, su bulunmayan şehirlere başka yerlerden su getirmek için kanallar, tüneller, su kemerleri yapmışlardır. Dara kentine de su sağlamak amacıyla sarnıç yapmışlardır. Sarnıç, uzunlamasına bölümler halinde kurulmuştur. Bu bölümlerin kalıntıları görülebilmektedir.Sarnıç bölümlerinin tavanı kemer şeklinde örülmüştür. Dağdan gelen sular burada biriktirilip yazın kullanılmaktadır. Anadolu, Avrupa’ya göre genel olarak özellikle yaz mevsiminde kuraklık çekmektedir. Anadolu’nun birçok yerinde değişik yapı ve boyutlarda sarnıçlar görülmektedir. Burada görülen sarnıç, kompartımanlara ayrılmış şekilde, beşik tonoz olarak tanımlanan tavan ile kapatılmıştır.Uzunluğu yaklaşık 100 metre kadar sarnıç bölmelerinin eni yaklaşık 2 metredir. Sarnıç duvarları moloz taştan, kemerleri de taş ve tuğladan yapılmıştır.
Bu gün yerleşim yeri olan köy içinde bir yeraltı yapısı daha vardır. Bu yapıya köylüler zindan olarak tanıtmaktadır. Ancak oldukça derin olan bu mahzenin su toplamak amacıyla kullanılmış olması daha gerçekçi görünmektedir. Yapı, İstanbul’daki “Yerebatan Sarayı”nı andırmaktadır.
—————————————————————————————————
27 nisan 2011’de Mardin Havaalanına iniş yaptık; Ertuğrul Karslıoğlu hocamızın danışmanlığında, Veysel Cihan Hızar‘ın yönetmenliğini yaptığı ”Dara’nın Küçük Bilgeleri” isimli belgesel filmin Mardin gösterimi için.
Mardin Valilik binası (genel olarak Mardin ili ve çevresi) bedensel engelli vatandaşların kullanımına hiç uygun yapılmamış; arkadaşlarımın ve Mardinlilerin yardımıyla bunları halletmeye çalıştık ama bu şehrin tez zamanda bu konuya ciddi bir yatırım yapması gerekmekte.
ve Mardin’li çocuklar; beni hep ağlattılar, onlar konuştu, onlar anlattı ben aksi taraflara bakıp ağladım, kimi zaman ellerimize tutuşturdukları-kafamıza taç yapıp verdikleri çiçeklerle, kimi zaman ise anlattıkları hikayeler ve gülen gözleriyle; henüz ilkokula başlamamış türkçe bilmiyordu, ilkokul çağındakiler ise yanımıza gelip şarkılar söylüyorlar, bizlere tarihi anlatıyorlardı; yaşadıkları bölgeyi çok iyi biliyorlardı ve bir tarihçi edasıyla anlatıyorlardı…
Mekiye kızkardeşi ile birlikte Dara’nın küçük bilgeleri filminin oluşumundaki Dara’lı çocuklardan biri…
Sümeyye ise bir başka güzel çocuk; üstelik İngilizce şarkı bile öğretmiş ilkokul öğretmeni, öğrendiği kadarıyla bize söyledi ve öğretmenini de çok sevdiğinden bahsetti.
Eski Mardin Valilik binası
Sabancı Kültür Markezi’ne ”Dara’nın Küçük Bilgeleri” filminin gösterimi için Dara köyü muhtarı tarafından getirilen çocuklar
Mardin merkezde Antik Sur Restaurant’ta siperiş verdiğim ”Mardin tabağı”…(tesettürlü pide, etli ekmek, içli köfte, bademli pilav, kavurma)
Erdoba konağı-evleri
Midyat Konukevi - Sıla dizisi çekim - Midyat/MARDİN
Midyat/MARDİN
Erdoba’da menengiç kahvesi (yabani fıstık) içerken; kahveyi genelde sütlü ve şeker katarak ikram ediyorlar ancak su ile de yapılabilir, ben sütlüsünü içemedim, sade ve şekersiz olarak bir daha denedim ve beğendim; gelirken de bir kavanoz almayı ihmal etmedim (küçük kavanoz fiyatı 6tl).
Badem şekeri, bıttım sabunu ve arap kızı kremi de almayı unutmadıklarımdan.
Şehidiye Camii; Birinci caddenin güneyinde PTT binasının önündedir. Bu camii 1214 yılında Melik Mansur Nasreddin Aslan tarafından medrese olarak inşa ettirilmiştir. Medrese güney kısmanda bir Camii, kuzeyde bir eyvan ve çeşme, doğuda eğitim için odalar (kur…an, astroloji, fen…) ve kuzeyde revak ve odalardan oluşan bu yapının hepsi bir avlu etrafında çevrelenmiştir. 2004’te restore edilmeye başlamış 2006’da bitmiştir. Minare 1916 Ermeni ve Hıristiyan mimar Lole tarafında inşa edilmiştir. Minarenin çeşitli sitili değişik tarzların harmanlanarak kullanıldığı göstermektedir. Minareye helixsel bir görünüm veren çift merdivenli ile çıkılmaktadır.
Kasım Tuğmaner Camii; Cumhuriyet meydanının biraz ilerisinde ana caddede bulunan Kasım Tuğmaner Camii 1960 yılında tamamlanmıştır. Köşelerinde 2 yıldız yerleştirilmiş ve taş kapısı salkım ve sarmaşık desenleriyle süslenmiştir. Minare helezan motiflerle süslenmiş ve Artuklu kubbeleri gibi bölünmüştür.Mardin’in ünlü yönetici Masonu “Abdulcelil Kava” tarafından dizayn edilmiştir. Bu camii eski bir kilisenin temeli üzerine kurulmuştur.
————————————————————————————————
Mardin İstanbul’a dönerken dönmek istemediğim şehirlerden biri oldu; onca mimari zorluğuna, yer-gök merdiven zahmetine rağmen.
Halkı tarafından çok güzel ağırlandık; arkadaşlarıma ve orada kalanlara herşey için teşekkür ediyorum, yeniden gidebilmek dileğiyle…
Teşekkürler;
Mardin Valiliği www.mardin.gov.tr
Mardin Öğretmen Evi
Akadlar Pansiyon www.akadlar.com
Asuri Şarapları www.asuri.tk
Erdoba Evleri www.erdoba.com.tr
Gap kuyumculuk www.gapkuyumculuk.com
Söğütlü kuyumculuk www.sogutlukuyumculuk.com
Etiketler:
dara'nın küçük bilgeleri,
Ertuğrul Karslıoğlu,
MARDİN,
midyat,
ömür kınay,
Veysel Cihan Hızar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


